fetö den beraat eden askerler göreve iade
Kara, yeni bilgi, belge ve veriler ışığında ‘FETÖ’yle mücadelenin kararlılıkla sürdüğünü belirterek 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından toplam 27 bin 596 personel için ihraç ve idari işlem uygulandığını ifade etti. Binbaşı şu bilgileri verdi: “1 Ocak-01 Ekim 2021 tarihleri arasında; 3 bin 243
15 Temmuz darbe girişiminin akabinde FETÖ üyeliği suçlamasıyla tutuklanan Cumhurbaşkanlığı yaverlerinin göreve iade edilmesiyle ilgili karar belli oldu. Yaverlerden bazıları 15 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a suikast timine bilgi sızdırırken, bazıları Başbakan’ın yerini belirlemeye çalıştı, bazıları ise o
FETÖ'den gözaltına alınıp, serbest bırakıldıktan sonra Kırkağaç a geri dönen astsubaylar H.H. ile B.H. görevden uzaklaştırıldı. 22 Temmuz 2017 Cumartesi 07:00 - Güncelleme: 22
62 FETÖ’yü deşifre eden Ünal Erkan 2.ülkesi Kanada’da ise 100 den fazla FETÖ okulu mevcut. oldukları için görevden el çektirilenlerin tamamı tekrardan göreve geri döndü.
CHPden ihraç edilen FETÖ'cülere skandal destek! "15 Temmuz hain darbe girişimi" sonrası kamudan ihraç edilen "FETÖ"cülerin suçsuz olduğunu ve haksız yere görevlerinden alındıklarını iddia eden CHP Manisa İl Başkanı Semih Balaban, "CHP olarak yanlarındayız. Herkese gerekli haklarını iade edeceğiz" diyerek skandal sözler
Site De Rencontre 100 Gratuit Et Illimité. Doçent Tabip Yarbay Ahmet Turan Ilıca’nın başına gelenler adeta filmlere konu olacak türden... Yarbay Ahmet Turan Ilıca, İzmir Askeri Casusluk davasında tutuksuz yargılandığı sırada Mart 2014’de TSK’dan ihraç edildi. Ilıca, bu davanın çökmesinin ardından geçen mayısta İzmir Asker Hastanesi’ndeki görevine geri ve 7 yaşındaki kızıyla birlikte göreve dönmenin sevinci yaşayan Ilıca, bu kez 15 Temmuz FETÖ/PDY darbe girişiminin ardından yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname’yle KHK Türk Silahlı Kuvvetleri’nden TSK bir kez daha ihraç edildi. Anayasa Mahkemesi ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ne hak ihlali gerekçesiyle başvuruda bulunduğunu belirten Ilıca, 8 yıldır FETÖ/PDY ile mücadele ettiğini belirtti.Tehdit aldım’Ilıca, şu iddiaları dile getirdi “2008’de GATA Radyoloji Anabilim Dalı’na yardımcı doçentlik başvurusu yapınca GATA imamı’ olduğu iddia edilen tarafından sınava girersem sonuçlarına katlanacağım yönünde tehdit aldım. Tehdite aldırış etmeden sınava girdim. Bu sırada etik kurula isimsiz bir mektup gönderilerek yayınlarımda etik ihlal olduğu iddia edildi. Mektup nedeniyle 3 ay gecikmeli de olsa 2009’un ocak ayında GATA’ya yardımcı doçent olarak atandım. FETÖ’cüler tarafından mobing uygulanmaya başlandı. Örgüt imamı olduğu iddia edilen kişi klinikte 6’ıncı adam olmasına karşı çok kudretliydi. 2011’de geçici görevle araştırma görevlisi olarak ABD’ye gönderildim. ABD’de olduğum dönemde GATA’daki anabilim dalı başkanımız istifa ederken, birçok parlak doktorun tutuklanma haberlerini duydum. FETÖ’cülerin sistemi ele geçirdiklerinin farkındaydım. 2012’de ABD’den dilekçe göndererek GATA’daki görevimden istifa ettiğimi bildirdim. İzmir Askeri Hastanesi’ne tayinim çıktı. 2012’de İzmir Askeri Casusluk davasına bakan Savcı Zafer Kılınç tarafından davaya sanık olarak eklendim. Kılınç, bu davalar çökünce açığa alındı. Bana isnat edilen suçlamada aralarında İlker Başbuğ Paşa’nın da olduğu ultrason bilgilerini sızdırdığım şeklinde suçlamalar yapıldı. FETÖ’cüler hasta bilgilerini çalıp kendileri sızdırıyor, suçu da bizim üzerimize atıyordu. Davadan beraat edince kumpası kuranların FETÖ’cüler olduğu ortaya çıktı.”Ilıca, “2013’de AKP Milletvekili Cengiz Yavilioğlu’nun yanına giderek GATA’daki FETÖ yapılamasıyla ilgili 14 sayfalık rapor verdim” diye konuştu.Tezgâhlarını anlattım’Ilıca, şöyle devam etti “Mart 2014’te henüz İzmir Askeri Casusuluk davası sonuçlanmamışken TSK’dan uzaklaştırıldım. AYİM’de bu duruma itiraz ettim. Özel Yetkili Mahkemeler kapatılınca, İzmir Askeri Casusluk davası bağımsız mahkemede görülmeye başlandı ve davanın kumpas olduğu anlaşıldı. 2015 sonunda tüm sanıklar söz konusu davadan beraat etti. Özel yetkili mahkemeden sonra davaya bakan hakim ve savcılar İzmir Askeri Casusluk’un kumpas olduğunu FETÖ elemanları tarafından tertip edildiği kararını vererek karşıt soruşturma başlattılar. GATA’daki Fetullahçı örgütlenmeyi deşifre eden kişiyim. Benim gibi bu davadan mağdur olan bazı arkadaşlarla birlikte geçen yıl Ankara Emniyeti’ne giderek 5 sayfalık ifade verdim. Terör örgütünün yapılanmasını, tezgâhlarını anlattım. Bu sırada geçen mayısta göreve iade kararı çıkınca İzmir Asker Hastanesi’ndeki görevime geri döndüm. Ancak FETÖ’cülerin peşimi bırakmayacağını düşünerek ağustosta maaşsız emeklilik için başvuru yapmak için hazırlıklara başladım. Ne olduysa 15 Temmuz FETÖ/PDY darbe girişiminden 12 gün sonra oldu. 27 Temmuz tarihli KHK ile TSK’dan atıldığımı öğrendim. İzmir Casusluk davasından sonra bu kez FETÖ/PDY’ye aidiyet gerekçe gösterildi. Kararname açıklanınca birçok arkadaşım beni arayıp şoke olduklarını söyledi. Benim adımı FETÖ’cü diye kim verdi bilmiyorum. Bilgi edinme hakkımızı kullanmak için başvuru yaptık ancak avukatım OHAL’den dolayı bu talebimin kabul edilemeyeceğini dile getirdi. Beni FETÖ’cü alçaklarla aynı kaba koyan devletime kırgınım. Böyle gol yenir mi? Kumpas davasından aklanmamız bizlerin şerefiydi. Atatürkçü, vatansever bir askerim, araştırsınlar.”Cumhurbaşkanı Erdoğan’a mektupIlıca, TSK’dan ihraç edildikten sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yaşadığı durumu anlatan bir mektup kaleme aldığını belirtti. Ilıca, “Sayın Cumhurbaşkanım, ben Doçent Tabip Yarbay Ahmet Turan Ilıca” diye başlayan mektubunda şöyle dedi “8 yıldır FETÖ’yle mücadele eden ve bu süreçte türlü haksızlıklara uğrayıp mağdur olan bir kişi olarak kumpas mağdurlarının da orduya geri çağrıldığı bir dönemde ismimin FETÖ’cülerin arasında gösterilmesi beni ve ailemi derinden sarstı. FETÖ’nün itirafçılarının, kendileriyle mücadele eden masumları listeye dahil ettirerek listeleri bulandırmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. İstihbarat birimlerine sızmış FETÖ elemanları da ismimi bu listeye ekletmiş olabilirler. Mağduriyetimin giderilmesi ve itibarımın iade edilmesini talep ediyorum.”8 yıldır FETÖ/PDY ile mücadele ettiğini belirten Ilıca, “Anayasa Mahkemesi ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ne bireysel başvuru yaparak, hak kaybının giderilmesi için itirazda bulunduk. Bir an önce bu yanlışın düzeltilmesini istiyorum. FETÖ’cü falan değilim” dedi.
15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden geçen üç yılı aşan süre boyunca hem adli hem de idari yönden FETÖ’ye karşı yoğun bir mücadelenin yürütüldüğünü görüyoruz. Geçtiğimiz hafta içerisinde eski TBMM başkanı Bülent Arınç’ın KHK’lılar ile ilgili yaptığı bazı açıklamalar ve FETÖ/PDY’nin medya yapılanmasına ilişkin davada yargılanan Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak gibi bazı isimlerin tahliye edilmeleri FETÖ ile mücadeleyi tekrardan kamuoyunun gündemine soktu. Tartışmalara geçmeden önce, KHK’larla yapılan işlemleri ve sonraki süreci hatırlamakta yarar var. Anayasa, Bakanlar Kuruluna OHAL’in ilan edilmesine yol açan tehditlere karşı daha etkin ve hızlı bir mücadele yürütülebilmesi için OHAL KHK’sı adı verilen düzenleyici işlemler yapma yetkisi vermekteydi. Bu yetkiye istinaden OHAL kapsamındaki ilk KHK 23 Temmuz 2016’da yayımlandı ve OHAL’in devam ettiği iki yıl boyunca toplam otuz iki OHAL KHK’sı kabul edildi. OHAL KHK’ları ile iki yıllık süre boyunca 125 bin 678’i kamu görevinden çıkarma olmak üzere toplam 131 bin 922 tedbir işlemi gerçekleştirildi. Anayasa’nın 148. maddesinin bu kararnameleri yargısal denetime kapatması nedeniyle KHK’larla gerçek ve tüzel kişiler hakkında gerçekleştirilen işlemler için başvurulacak herhangi bir iç hukuk yolu yoktu. Bu nedenle OHAL KHK’larıyla tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirip karar vermek üzere Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kuruldu. Şunu da belirtmek gerekir ki OHAL KHK’ları TBMM’de kabul edilerek kanunlaştığı için bunlar hakkında Anayasa Mahkemesine dava açma imkanı da doğmuş oldu. Nitekim Anayasa Mahkemesinin bu OHAL KHK’ları hakkında verdiği ilk denetim kararı bir hafta önce 31 Ekim 2019 tarihinde Resmi Gazetede yayımlandı. OHAL Komisyonuna yapılan başvuru sayısı tarihi itibarıyla 126 bin 200’dür. Komisyon tarafından verilen karar sayısı 92 bin ve incelemesi devam eden başvuru sayısı 34 bin 200’dür. Komisyonun karar bağladığı 92 bin dosyanın, 8 bin100’ü kabul 83 bin 900’ü ise ret ile sonuçlanmıştır. Buna göre Komisyonun kabul –başka bir ifade ile göreve iade– oranı yüzde 8,8’dir. Komisyon kararlarına karşı Ankara idare mahkemelerinde iptal davası açılabileceğinin hükme bağlanmasıyla KHK ile gerçekleştirilen bireysel işlemler yargı denetimine de açılmış oldu. OHAL ilanı sonrasında kamudan ihraçların ve diğer bireysel tedbirlerin normal disiplin prosedürleri ile yapılması sürecin daha sağlıklı yürümesini sağlayabilirdi. Bu durumda OHAL Komisyonunun kurulmasına da gerek kalmazdı. Ancak OHAL ilanına sebep olan 15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasında devam eden tehditler sebebiyle daha hızlı ve etkili bir şekilde ihraçları tamamlamak isteyen hükümet OHAL KHK’larıyla süreci yürüttü. Sonrasında kurulan OHAL Komisyonu ve Komisyonun oluşturduğu kriterler yeknesak bir uygulamanın oluşmasını sağladı. Komisyon yapılan başvurularda yüzde 8,8 oranında iade kararı vermek suretiyle göstermelik bir denetim yapmadığını göstermiş oldu. KHK ile ihraç edilenlerle ilgili değinilmesi gereken son bir husus da takipsizlik ve beraat kararı alanların durumudur. Savcılıklar tarafından yürütülen soruşturmalar sonucunda takipsizlik alan veya yargılanıp da beraat eden kişilerin ihraç durumlarının yeniden değerlendirilmesi ve göreve iade edilmesi gerekliliği çok sık dile getiriliyor. Gerçekten de yargıda aklanan kişilerin durumlarının yeniden ele alınması düşünülebilir. Ancak belirtmek gerekir ki ceza mahkemelerinin verdiği karar önemli bir kriter olsa da disiplin hukuku açısından bağlayıcı değildir. Yani ceza hukuku açısından örgüt üyeliğinden beraat eden bir kişi idare hukuku disiplin hukuku açısından ihraç edilmeyi gerektiren eylemleri gerçekleştirmiş olabilir. Ceza soruşturması ve kovuşturmasının sonucu ihraç kararı üzerinde kendiliğinden bir etki etmeyecektir. Bu nedenle her bir olayı tek tek ele almak gerekir. Nitekim OHAL Komisyonu ve sonrasındaki yargı süreçlerinde her bir başvurunun ceza yargılamasından bağımsız olarak yürütüldüğünü görmekteyiz. Devletin FETÖ’den arındırılmasının yanında 15 Temmuz darbe girişiminin faillerinin yargılandığı davaların da hızlı bir şekilde ilerlediğini belirtmek gerekir. Darbe girişimine karşı toplam 289 dava açılmış ve bunların 268’inde nihai kararlar verilmiştir. Yirmi bir davanın ilk derece yargılaması ise 27 Eylül 2019 itibarıyla devam etmektedir. Ana davalardan Akıncı Üssü Davası dışındaki tüm davaların sonuçlandığını görmekteyiz. Sonuç olarak belirtmek gerekir ki 15 Temmuz’dan sonra hızlanarak devam eden FETÖ ile mücadele kesintisiz bir şekilde devam etmektedir. Nitekim son tartışmalar sonrası gerek hükümet sözcüleri gerekse Cumhurbaşkanı Erdoğan FETÖ ile mücadelenin kesintisiz ve tereddütsüz devam edeceğini vurgulamıştır. [Sabah, 9 Kasım 2019]
Tek kritere takılanlar göreve iade edilecekler ByLock uygulaması kullanan MEB ve kamu personellerinin meslekten ihraç edileceğini belirtmiştik. Yetkililer tarafından FETÖ bağlantısında derinleşen soruşturmada ByLock uygulamasının en somut kanıt olduğu bilgisini aldık. ByLock uygulaması kullandığı gerekçesi ile meslekten atılan kişiler asla göreve dönemeyecekler, ayrıca şu anda açığa alınmış ve haklarında işlem yapılmamış olanlar arasında ByLock uygulaması kullandıkları tespit edilenler önümüzdeki günlerde çıkacak Kanun Hükmünde Kararname KHK ile meslekten ihraç edilecekler. Sendika üyeliği, Bank Asya’ya para yatırma gibi kriterlerden dolayı meslekten atılanlar arasında tek kriteri sağlayanlar ise göreve iade edilecekler. TEK KRİTERE TAKILANLAR İADE EDİLİYOR Açığa alınan öğretmenler arasında sadece kısa süreli Aktif Eğitim-Sen sendika üyeliğinden dolayı açığa alınanlar göreve iade edilmeye başlandı. Dün Yozgat’ta 17 MEB personeli görevlerine iade edildi. Dün Denizli’de Pamukkale Üniversitesi’nde PAÜ göreve iade edilen akademisyenler arasında sadece Bank Asya’ya para yatırdığı için açığa alınanlarda bulunmaktaydı. Yetkililer meslekten ihraç kriterleri arasında gösterdikleri sendika üyeliği, Bank Asya’ya destek amaçlı para yatırma, örgüte maddi destek sağlama unsurlarında inceleme ve soruşturmada önemli bir karar aldı. Tek kriterden dolayı meslekten ihraç edilenler yayımlanacak göreve iade KHKsi ile mesleklerine geri dönecekler, açığa alınanlar arasında tek kritere takılanlar ise görevlerine dönmeye başladı. EN ÇOK İHRAÇ SENDİKA ÜYELİĞİNDE Kısa süreli Aktif Eğitim-Sen üyesi olan ve FETÖ ile herhangi bir bağı olmadığı halde meslekten ihraç edilenler görevlerine iade edilecek. Ancak 15 Temmuz darbe girişimine kadar ilgili sendikada üye olmaya devam edenlerin göreve iadesi gerçekleşmeyecek. Sendikanın kuruluşu, lağvedilmesi, tekrar kurulması süreçlerinde sendikaya üyelikleri devam eden ve son ana kadar Aktif Eğitim-Sen’de kalan öğretmen ve yöneticilerin ihraçlarında değişiklik olmayacak. Sendikaya 3 ay 5 ay gibi kısa süreli üyeliği bulunan ve meslekten ihraç kriterlerinden diğerlerinden herhangi birini de sağlamayan kamu personelleri göreve iade edilecek. BANK ASYA MAĞDURLARI Bank Asya’dan kredi çeken, fatura yatıran, kira yatıran bunların dışında Bank Asya ile bağı bulunmayan ve diğer ihraç kriterleri ile bağı olmayan MEB ve kamu personelleri de görevlerine iade edilecek. Ancak Bank Asya’ya yüklü miktarda para yatıran, Bankanın devredilmemesi için evini, arabasını satıp bankaya para yatıranlar ise meslekten ihraç edilecek, ihraç edilenler ise göreve iade edilmeyecek. GÖREVE İADELER Kamuda meslekten ihraç edilen kişi sayısı 70 bini geçti, açığa alınanlar ile birlikte bu sayı 100 binin üzerine çıktı. Meslekten ihraç edilenler arasında tek kriterden dolayı atılanların göreve iadeleri inceleme ve soruşturma işlemlerinin tamamlanması ile peyder pey gerçekleşecek. Göreve iadeler önümüzdeki günlerde yayımlanacak KHK’ler ile yapılacak. İlk çıkacak Kanun Hükmünde Kararname ile çok sayıda öğretmen ve kamu çalışanının göreve iadesi gerçekleşecek. Birden fazla kritere takılanlar ise göreve iade edilmeyecek. ByLock uygulaması kullananlar göreve iade edilmeyecek. AVUKAT ALİ TÜMBAŞ Avukatlık / Danışmanlık Gaziantep Barosu Bu içeriği paylaşmak ister misiniz?Yorumlarınız bizim için önemlidir. Soru sormaktan veya yorum yapmaktan lütfen çekinmeyin. Konu ile ilgili merak ettiğiniz detaylarla ilgili avukatlarımız sizlere dönüş yapacaktır.
GündemPOZANTIAdana, DHA - ADANA'da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında görevden uzaklaştırılıp, yargılanan Pozantı İlçe Belediye Başkanı Mustafa Çay, davadan beraat edince İçişleri Bakanlığı tarafından görevine iade edildiPOZANTIAdana, DHA - ADANA\'da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında görevden uzaklaştırılıp, yargılanan Pozantı İlçe Belediye Başkanı Mustafa Çay, davadan beraat edince İçişleri Bakanlığı tarafından görevine iade edildi. 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan FETÖ/PDY soruşturmasında hakkındaki iddialar nedeniyle 19 Ağustos 2016 tarihinde İçişleri Bakanlığı\'nın kararıyla görevden uzaklaştırılan Pozantı Belediye Başkanı Mustafa Çay, bir süre tutuklu yargılandı. Geçen yıl görülen davanın duruşmasında adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Çay, Mart ayındaki duruşmada ise beraat etti. 8 Mayıs\'ta göreve iade dilekçesi veren Çay\'ın talebi İçişleri Bakanlığı tarafından kabul edildi. Çay\'ın yarın sabah görevine başlayacağı öğrenildi. FOTOĞRAFLI Haber, değiştirilmeden kaynağından otomatik olarak eklenmiştir
fetö den beraat eden askerler göreve iade